Eğitim

Amasya Üniversitesi’nden Köyde Bilim Buluşması: Kahverengi Kokarcaya Karşı Mücadele

16 Mart 2026   0 defa okundu
Dinle
Email :

Amasya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından hayata geçirilen “Bilim Kafe” etkinliği, bu kez Taşova’ya bağlı Tatlıpınar Köyü’nde iftar sonrası gerçekleştirildi. Akademi ile toplumu bir araya getirmeyi amaçlayan programda, özellikle bölge üreticilerini yakından ilgilendiren kahverengi kokarca tehdidi ele alındı.

Etkinlikte Amasya Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Dursun, “Kahverengi Kokarca İstilası: Çiftçiler Ne Yapmalı?” başlıklı söyleşisiyle Tatlıpınar köy sakinleriyle buluştu. Dursun, istilacı türlerin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek kahverengi kokarcanın (Halyomorpha halys) Türkiye’de hızla yayıldığını ve ciddi ekonomik kayıplara yol açtığını belirtti.

Dünyada yaklaşık 1,5 milyon böcek türünün tanımlandığını ifade eden Dursun, böceklerin hem ekosistem hem de tarım açısından kritik roller üstlendiğini vurguladı. Polinatör böceklerin dünya genelinde yılda yaklaşık 200 milyar dolarlık tozlaşma hizmeti sunduğunu belirten Dursun, buna karşılık istilacı böceklerin tarımda milyarlarca dolarlık zarara da neden olduğunu söyledi.

Çin, Japonya, Kore Yarımadası ve Tayvan kökenli olan kahverengi kokarcanın Türkiye’de ilk kez 2017 yılında görüldüğünü hatırlatan Dursun, türün bugün Karadeniz sahil kuşağında Artvin’den İstanbul’a kadar yayıldığını, ayrıca Çorum, Tokat, Bursa, Yalova, İzmir ve Adana illerinde de tespit edildiğini aktardı.

300’den fazla bitki türünde zarar potansiyeline sahip olan kahverengi kokarcanın; fındık başta olmak üzere elma, armut, şeftali, kiraz, üzüm, kivi, mısır, soya, domates ve biber gibi ürünlerde kalite ve verim kaybına yol açtığını belirten Dursun, 2024 yılında Karadeniz Bölgesi’nde fındıkta yüzde 30–40 oranında zarar bildirildiğini ifade etti.

Tek bir dişinin yaşamı boyunca 200–400 yumurta bırakabildiğini ve türün uygun sıcaklıklarda hızla çoğaldığını belirten Dursun, özellikle kışlama döneminde evlerin, ahırların ve çatı aralarının karanlık alanlarında kümelendiğini söyledi. İklim değişikliğinin de popülasyon artışını etkileyebileceğine dikkat çekti.

Mücadelede tek başına kimyasal uygulamaların yeterli olmayacağını vurgulayan Dursun, biyolojik, mekanik ve kimyasal yöntemlerin birlikte uygulanması gerektiğini belirtti. Kahverengi kokarcanın doğal düşmanlarından biri olan “Samuray arısı” olarak bilinen Trissolcus japonicus’un yumurtalara parazitlenerek popülasyonu baskıladığını ifade eden Dursun, biyolojik mücadelenin uzun vadede önem taşıdığını söyledi.

Üreticilere bütünleşmiş mücadele çağrısında bulunan Dursun, özellikle Eylül–Mart ayları arasında kışlama alanlarına yönelik mekanik ve kimyasal mücadelenin etkili olacağını belirtti. Feromon ve yapışkan tuzakların kullanımı ile uzman önerisi doğrultusunda yapılacak uygulamaların zararın azaltılmasında önemli rol oynayacağını kaydetti.

Prof. Dr. Ahmet Dursun, kahverengi kokarcanın 2030 yılına kadar popülasyon açısından zirve yapacağını belirterek, “2030’dan sonra etkisi kademeli olarak azalacak. O tarihten itibaren gündemden düşmeye başlayacak çünkü doğal bir denge oluşacak. Bu sayede verdiği zarar da bugünkü seviyelerde olmayacak.” dedi. Kahverengi kokarcanın kontrol altına alınabilmesi için samuray arısının çoğalmasına imkân sağlanması gerektiğini vurgulayan Dursun, samuray arılarının özellikle kızıl yonca tarlalarında beslenip barındığını ifade etti. Bu nedenle kızıl yonca ekim alanlarının artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi.

Amasya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından düzenlenen konferansın sonunda, köyde yaşayan vatandaşlara üniversitede yetiştirilen sülünler hediye edildi. Sülünler, Bilim İletişimi Ofisi’nden Timur Yılmaz tarafından Tatlıpınarlılara takdim edildi. Program, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.





Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

Nitelikli Eğitim
Amaçlar için Ortaklıklar