Amasya Belediye Başkanlığı ve Amasya Üniversitesi Rektörlüğü öncülüğünde düzenlenen “Sabuncuoğlu Şerefeddin Müzik Terapi Sempozyumu”, akademisyenler, alan uzmanları ve davetlilerin katılımıyla gerçekleştirildi.
Amasya Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp ve Tarih Müzesi’nde düzenlenen sempozyuma Amasya Valisi Önder Bakan, Amasya Belediye Başkan Vekili Bekdemir İşbilir ve Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi’nin yanı sıra farklı üniversitelerden akademisyenler, alan uzmanları ve çok sayıda davetli katıldı.
Başkanlığını Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oktay Alver’in yaptığı sempozyumun açılış konuşmaları Doç. Dr. Oktay Alver, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi ve Amasya Belediye Başkan Vekili Bekdemir İşbilir tarafından gerçekleştirildi.
Açılış konuşmalarının ardından Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, “Amasya Bimarhanesi ve Müzik Terapideki Yeri” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.
Sempozyumun devamında Prof. Dr. Levent Öztürk “Müzik Terapide Kültür Faktörü”, Prof. Dr. Şükrü Torun ise “Müzik Terapi ve Beyin Sağlığı” başlıklı sunumlarını katılımcılarla paylaştı.
Turabi: “Müzik Terapi En Eski Tedavi Yöntemlerinden Biri”
Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, müziğin insanlık tarihi boyunca ruhsal ve bedensel amaçlarla kullanıldığını belirterek, müzik terapi uygulamalarının tarihsel gelişimine dikkat çekti.
İnsanın doğumundan itibaren hayatının her aşamasında müzikle iç içe olduğunu ifade eden Turabi, “İnsanoğlu, asırlar boyunca müziği gerek ruhsal gerekse bedensel amaçları doğrultusunda kullanagelmiştir. Neşe, keder, kahramanlık, korku, cesaret, ümit, ümitsizlik gibi duygularını genellikle müzikle ifade etme ve anlamlandırma gayreti içerisinde olmuştur. Günümüzde aktüel bir konu olan müzik terapi, ruhsal ve bedensel rahatsızlıkları iyileştirmek için insanoğlu tarafından kullanılan tedavi yöntemlerinden birisi, belki de en eskisidir.” dedi.
Müzik ile ruh arasındaki ilişkinin ve müzik terapi konusunun İslam dünyasında Kindî, Fârâbî ve İbn Sînâ gibi önemli düşünürler tarafından ele alındığını belirten Turabi, daha sonraki dönemlerde müzik terapi yönteminin Türk-İslam coğrafyasındaki dârüşşifâlarda uygulandığını söyledi.
Turabi, Amasya Bîmârhânesi’nin bu uygulamaların gerçekleştirildiği en önemli ve en eski merkezlerden biri olduğunu ifade ederek, “Müzik-ruh ilişkisi ve müzik terapi konuları ilk defa İslam dünyasında Kindî, Fârâbî ve İbn Sînâ gibi filozoflar tarafından incelenmiştir. Daha sonraları müzik terapi metodu Türk-İslâm coğrafyasındaki dârüşşifâlarda uygulanagelmiştir. Bunun uygulandığı en önemli ve en eski merkezlerinden biri de Amasya Bîmârhânesi veya diğer adıyla Dârüşşifâsı’dır.” diye konuştu.
Turabi, Amasya Bîmârhânesi’nin bu tarihi miras içerisinde özel bir yere sahip olduğunu belirterek, “Amasya’da İlhanlılar döneminde 1308 yılında Yıldız Hatun tarafından yaptırılan Dârüşşifâ veya diğer adıyla Bîmârhâne, tarihte akıl ve ruh hastalarının su ve müzik sesi ile tedavi edildiği birkaç merkezden biridir. Kuruluş amacı doğrudan bir tıp merkezi olan Bîmârhâne’nin, Fatih Sultan Mehmed Han döneminde başhekimlik yapan Sabuncuoğlu Şerefeddin sayesinde cerrahi müdahalelerin yapıldığı ve Türk müziği makamlarıyla ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkların tedavi edildiği bir şifâhâne olduğunu görmekteyiz.” ifadelerini kullandı.
Katılımcılara Belgeleri Verildi
Sempozyum kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda müzik terapinin tarihsel gelişimi, kültürel boyutu ve beyin sağlığı üzerindeki etkileri ele alınırken, akademisyenler ve alan uzmanları bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Program sonunda sempozyuma katılan katılımcılara katılım belgeleri takdim edildi.
Sempozyum, şefliğini Kültür ve Turizm Bakanlığı Ney Sanatçısı Yusuf Yılmaz’ın üstlendiği Bursa Kadim Musiki Derneği konseriyle sona erdi.

