Amasya Üniversitesi ev sahipliğinde, Şehir Plancıları Kulübü koordinasyonunda ve Gençlik ve Spor Bakanlığı UNİDES desteğiyle düzenlenen “Gıdasız ve Susuz Bir Gelecek mi? İklim Krizi Çağında Su ve Gıda Güvenliğinin Yeniden Düşünülmesi” başlıklı konferans serisi ve kapasite geliştirme programı gerçekleştirildi.
Yeşilırmak Yerleşkesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, iklim krizinin kentler üzerindeki etkileri; su kaynakları, tarımsal üretim, gıda sistemleri ve toplumsal kırılganlıklar çerçevesinde disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alındı.
Programın açılışında, çalıştayın amacı ve kapsamı vurgulanarak iklim krizinin artık geleceğe ilişkin bir öngörü değil, günümüz kentlerinin somut bir gerçeği olduğu ifade edildi.
Program birinci gününde oturumlarında; Prof. Dr. Mustafa Tayar tarafından gıda güvenliği ve su krizi, Doç. Dr. Ezgi Kovancı tarafından iklim adaleti, Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Özdemir tarafından taşkın, kuraklık ve betonlaşma bağlamında gıda sistemlerinin kırılganlığı ve Gökberk Teneler tarafından ise iklim krizine uyum ve doğa temelli üretim yaklaşımları başlıkları kapsamlı biçimde değerlendirildi.
Sunumlarda özellikle kuraklık süreçlerinin tarımsal üretim üzerindeki baskısı, su kaynaklarının azalmasıyla birlikte gıda tedarik zincirlerinde ortaya çıkan kırılganlıklar ve kentlerin bu çok katmanlı risklere karşı nasıl yeniden kurgulanması gerektiği vurgulandı.
Programın ikinci gününde, ise iklim krizinin mekânsal ve yönetsel boyutları daha derinlikli biçimde ele alındı. Dr. Öğr. Üyesi Gülsün Duygu Bütün, Türkiye genelinde kuraklık risk profillerini analiz ederek bölgesel kırılganlıkları ortaya koydu. Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Karaboğa, su kıtlığı ve tarımsal riskler bağlamında dijital teknolojilerin rolünü değerlendirdi. FAO Türkiye’den Yasemen Aslı Karataş ise gençlerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolünü ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını ele aldı.
Bu oturumlarda, yalnızca risklerin tanımlanmasıyla sınırlı kalınmayıp; veri temelli analizler, yönetişim modelleri ve teknoloji destekli çözüm araçlarının önemi vurgulandı.
Etkinliğin en önemli çıktılarından biri, ikinci gün gerçekleştirilen “Dinle, Düşün, Üret” Kolektif Akıl Atölyesi oldu. Atölye kapsamında katılımcılar; Gün boyunca ele alınan temaları yeniden değerlendirmiş, su ve gıda güvenliği sorunlarını çok boyutlu olarak analiz etmiş, farklı disiplinlerden gelen bakış açılarını bir araya getirerek ortak çözüm önerileri geliştirmiştir.
Grup çalışmalarıyla yürütülen bu süreçte, katılımcıların yalnızca dinleyici konumunda kalmadığı; aktif üretim, tartışma ve strateji geliştirme süreçlerine dahil olduğu gözlemlenmiştir.
Atölye çıktılarının, yerel ölçekte politika geliştirme süreçlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu ve özellikle gençlerin karar süreçlerine katılımını güçlendirdiği değerlendirilmektedir.
İki gün süren konferans ve atölye programı sonucunda; su ve gıda güvenliği konularının birbirinden bağımsız ele alınamayacağı, iklim krizinin çok katmanlı ve birbirini tetikleyen riskler ürettiği, çözüm süreçlerinde katılımcı, bütüncül ve disiplinlerarası yaklaşımların zorunlu olduğu ortaya konmuştur.
Program, geliştirdiği tartışma ortamı ve uygulama odaklı çıktılarıyla, yerel ve ulusal ölçekte sürdürülebilir politika üretimine katkı sunabilecek önemli bir akademik platform olarak değerlendirilmektedir.

